Ruhlar dansederken mehtapsız bir gecede Bilmediğim bir iklimde Bilmediğim bir sahilde Hüzünlü bir şarkı gibi kıyıya vurur gel-gitler Zamanın kumları dökülür gözümün önünde Vuslatın kapısı aralanır Palazlanır yeniden içimdeki o kangren olmuş hastalık Gözlerim seni arar geçmişin koridorlarında Yokluğuna kıyafetler giydirmeye çalışırım Anafor gibi içine çekip götürür beni ayazım Üşütür kimi zaman Kimi zaman yakar geçer Göz yaşı dökemem Ağlayamadığı için kendime kızarım Ya da senden bu kadar kolay vazgeçtiğim için Ben seni kendimi bildim bileli sevdim Kalbimde hep sen vardın Adının gölgesi vurmuştu yüreğime Gözlerinin hülyasıydı beni her seferinde yoldan çeviren Kanayan ellerim bugün boş Yalnızım İnadına yalnızım Gecemin karanlığında ay vurmaz odama Öğlen vakitlerinde güneş ısıtmaz tenimi Yaşamın garip bir ironisidr benimkisi Amaçsızlıktır kaybetmişliktir tüketmişliktir kendini Her hatırlayışında kıvranmaktır Varlığına o kadar çok ihtiyacım var ki Yorgun düştüm Yoldan döndüm Pek çok hatam oldu hayata ve aşka dair Pişmanlıklarım oldu hasretlerim Hiç biri senin kadar senin gibi olmadı Kan uykusunda bile sevdim seni Kan uykusunda bile...